29 Aralık 2009 Salı

BAOBAB


keşke bir baobab ağacının içinde, koca bi kovukta yaşayabilsek. ve battaniyelerimizin altında, günbatımını seyretsek. evet biz yapsak.biz.
Bu blog Angie'nin baskılarıyla açılanlardan değildir. Hatta "blog açsana sen!" dediği bile olmamıştır. Belki de bu nedenle gecikmiştir açılması, kimbilir...

Şuan böyle bir blogum olduğunu kimsenin bilmemesi "kaplumbağa" gibi davranmamdandır. Daha ne kadar böyle olacak bilmiyorum ama ilk öğrenecek kişi türk standartlarında sarışın maviş gözlü bir canandır.

Beğenilme kaygısı taşımaz bu blog, tıpkı anlaşılma kaygısı taşımadığı gibi. Çünkü birincisi blog sahibine, ikincisi okura yük olur.

Ordan burdan şeylerin anlatılacağı yerdir burası, düzenli yazı yazılmayabilir. (kimse farketmez nasıl olsa)

Tanıyanlar bilir, blog sahibesi hayata pembe gözlükler ardından bakan bir kişi değildir. Ufukta olabilirliği de gözükmemektedir. Onun için hayallerinin arka fonu gece gibi siyahtır, üstünde yıldızlar vardır.
“Kendi kafasıyla düşünemeyecek ve kendi kendisinin yargıcı olamayacak kadar rahatını sevenler, yasaklara olduğu gibi boyun eğerler.”

Demian




Sabahın 4ünde beni çok etkilemiş quotetur.

A Poor Player and His Walking Shadow

"Out, out, brief candle! Life's but a walking shadow, a poor player that struts and frets his hour upon the stage and then is heard no more: it is a tale told by an idiot, full of sound and fury, signifying nothing."

Macbeth Act V, Scene V

26 Aralık 2009 Cumartesi

Life is suffering

Okul açıldığından beri gerek türkçe gerekse ingilizce edebiyat derslerinde olsun, işlediğimiz/tartıştığımız konuların hepsi hayatın bir çile olduğuyla ilgili. konuları sevmediğim için ya da aynı şeyleri sürekli tekrarlamaktan sıkıldığım için değil mutsuzluğum, sadece benden başka çoğu insanın saydığım bu duyguları barındırmaları beni sıkıyor.

evet, life is suffering. işte tam da bundan bahsediorm.



we suffer everyday, what is it for?
portishead-only you

ilk kez

aslında birkaç gün belki de birkaç hafta oluyor bu blogu kuralı ama hayatın sıkıcı doluluğundan dolayı ilk yazıyı bile yazmaya fırsatım olmadı. olsun istemedim belki de. blogu neden kurduğumu neler yazacağımı falan anlatmayacağım şimdi, hiç vaktim yok. hepsini anlatıcam ama söz.

şimdilik sadece şunu söylemek istiyorum: *fısıltı* şştthh şimdilik bu bi sır, senden başka kimse bilmio.