19 Ocak 2010 Salı

Sabun Köpüğünden Hayaller

Bu post bir taslak halindedi. Önce bir müddet (blogu açtığımdan beri) kafamda bekledi, sonra bloggerda taslaklar arasında yerini aldı. Hani demiştim ya bir gün anlatçam blogun ismi nerden geliyor diye.... Gün bugündür: Pins and Bubbles.


Hani küçükken sabunlu sudan balon yapardık. Saatlerce mutlu mutlu oynardık. O baloncukların kısa yaşamları bizi mutlu etmeye yeterdi. Yere düşüp patlayıp yok olduklarında üzülür ama hemen yenilerini yapıp kendimizi teselli ederdik bir bakıma. En büyük baloncuğu yapmak büyük marifet isterdi. Büyük uğraşlar, onlarca kez denemeden sonra yapılan, içine büyük umutlar, hayaller yüklediğimiz o koca baloncuğu afacan bir çocuk gelip patlatır, adeta hevesimizi kırar ve hayallerimizi yıkardı. Üzerdi bizi. Bir daha o kadar büyük bir baloncuk yapamayacak olmanın verdiği çaresizlik yiyip bitirirdi küçük kalplerimizi. Hassas olanlarımızın gözünden yaş bile gelirdi belki. Sonra büyüdük. Biz büyüdükçe baloncuklar da büyüdü ve yok edilmeleri daha çok acıtır oldu. Şekilleri değişti onların belki, belki hissettirdikleri... ama o afacan çocuklar hiç kaybolmadı. Avuçlarında sakladıkları iğnelerle küçük dünyamızdaki büyük balonlarımızı yok ettiler. Onlar için kolaydı. Peki ya biz?


What do you get when you fall in love?

A guy with a pin to burst your bubble

That's what you get for all your trouble.

I'll never fall in love again.

I'll never fall in love again.

i'll never fall in love again by tok tok tok

Yine groovesharkta dolaştığım bir günde tanıştığım inanılmaz güzel bir şarkının sözleriydi bunlar. Sanki senelerdir kafamda olup da bir türlü yazıya geçiremediklerimdi. Neler hissettiğimi anlatmak zor ama bir kaç damla yaş yanaklarımdan aşağıya süzülürken daha fazla dayanamayacağımı anladım. O an bir şey yapamadım belki ama şarkıyı her dinlediğimde içimde kabaran duygular bir gün patlak verdi ve bu blogu açıp adını da pinsandbubbles koydum. internette yaptığım bir araştırma sonucu da siyah-beyaz o muhteşem olduğunu düşündüğüm fotoğrafı buldum. bana çok şey anlatıyor baktıkça.

Uzun lafın kısası, bu blog bir hayalkırıklığında doğmuştur ve burdaki yazılar gücünü kırığın derinliklerinden alır.

0 tane uğurböceği: