Düşünmek yorar ya insanı, öyle işte. Gözlerini kapatınca gözünün önünden geçen anlamsız şekilsiz renk silsilesi; farklı ağızlardan başka başka zamanlarda çıkmış yarım yamalak cümleler, diyalog parçaları yorar insanı. Çünkü birşey arıyorsundur. Bir küçücük detayi mimik, söz, melodi... Hayatın kocamanlığı içinde aklının bir köşesinde halının altına süpürülmüş bir kırıntı...
Belki anlamsız bişi, muhtemelen gereksiz ama beynin hızla karıştırır çekmecelerini aklının ve eline geçen her alakasız şeyi tutup savurur bir kenara. Zaman geçer. Aradığını bulsan da bulmasan da elinde kalan bir şey vardır: Gözlerinin önünde yerden kaldırılıp çekmecedeki yerlerine girmeyi bekleyen anı parçaları. Hepsini tek tek gözden geçirip, düzeltip koymalıdır şimdi. Tek tek o anlara geri dönüp, onları tekrar yaşamak bazen sevinmek çoğu zaman üzülmek...
Düşünmemek lazım işte, lanet anıları karıştırmamak. Çünkü,geçmiş kuyusuna saatlerce bakıp, karanlıkta bir küçük ışık aramak işte böyle birşey, yoruyor insanı.
20 Haziran 2010 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


0 tane uğurböceği:
Yorum Gönder