8 Haziran 2011 Çarşamba

Unuttum mu burayı?

Hayır, aksine senin, senin, onun ve onun bloguna sık sık bakarken arada bir buraya da bakıyorum bir hareket var mı diye.

En son birinden YAZ ARTIK! çağrısı gelmeden yazmamaya karar vermiştim, o çağrı geldi ve şimdi yazıyorum işte sevgili arkadaşım.

Bu blog zamanında karalar bağlamıştı, sonra kabuk değiştirdi beyazlara boyandı. bu sırada ben karalar bağladım, beyazlar ağır geldi. bildiğim tek birşey var o da şudur: Alt başlığı nasıl koyduğumu hatırlamıyorum, beğenmemesini beklediğim biri beğenmişti ama bana çok arabesk geliyor bazen. Değiştirmiyorum ama.. Neden mi? Empresyonistler nasıl ki yansımalarda görürlerse gerçeğin izlerini ve yansıtırlarsa duygularını üstü kapalı, ben de içten içe yapıyorum sanırım bunu çok da farkında olmadan...

Hala dokunmak istiyor musun sesimin ayna buğusunda çıkardığı izlere?

2 tane uğurböceği:

Adsız dedi ki...

ıyy buğuya dokundu, o şeyler insanların ağzından çıkıyo! ekolünü hiç anlamıyorum. ama var böyle bişey.

bir de insanın biraz kendine saygısı, ne bileyim utanması olur. mecbur mu insanlar sana yalvarmaya? söyliycek bişeyin varsa vardır zaten.

bakın bu blog işini yanlış algılıyosunuz. herkes haksız bir ben haklıyım.

shine dedi ki...

bunu yazma çağrısı olarak algıladım.