24 Nisan 2010 Cumartesi

"Mutluluk batar çünkü"

O bana dedi ki "Ben garip bi insanım ya..aslında mutluyum bu yıl, hayatım çok güzel geçiyor..."
Ben dedim ki "Ama?"
O dedi ki bana: "Ama böyle bazen oturup, içimi çeke çeke, omuzlarım sarsıla sarsıla ağlamak istiyorum"
ve ben dedimki:"normal, mutluluk batar çünkü."


Birinci tekil şahıstan aktardığım yukarıdaki diyaloğun 3. tekil şahsı,esas kız bu post sana özel.

Evet "...mutluluk batar çünkü".

Çünkü...

insan dediğin uzun zamandır dört gözle aradığı şey, parmaklarının ucuna geldiğinde önce onu tutmaki hissetmek ister. ama azıcık zaman geçince, gözlerini kapar ve hiç görmemiş olmayı diler o şeyi, hiç ellememiş ve hissetmemiş olmayı...

mutluluk dediğin nedir öncelikle? huzur, sağlık, afiyet, aşk, çiçekler, böcekler ve en önemlisi senin sevgine karşılık veren insanların oluşturduğu bir kabuktur etrafını saran.Bu kabuk bedenine ne kadar yakınsa okadar çok ve yoğun hissedersin mutluluğu. öte yandan, kabuk ne kadar kalınsa okadar da mutlusun demektir, ve bir okadar da izole diğer dünyalardan...

Ancak esnek birşeydir bu kabuk zamanla değişir kalınlığı, şekli, boyutu...Gün gelir hani insana yeri dar gelir ya, hoplayıp zıplamak ister, işte kabuk darlaşmıştır. Ama sen hoplayıp zıpladıkça enerjisi tükenir mutluluğun, kabuk çabuk eskir. işte bence, daha kalıcı mutluluklar geniş kabuklardan gelir.Etrafında olduğu halde kollarını açtığında değmeyeceğin kadar uzakta olan kabuktan söz ediyorum. Sıcak bir yaz günü akşamında hafiften esen rüzgar gibidir bunlar,arada bir titretir belki dokunup senin sıcak tenine ama ortamda oluşudur asıl memnuniyetini yaratan, seni gülümsettiren.O bunaltıcı havayı yumuşatan özelliğidir aslında sevdiğin.

Bence en güzeli geniş, transparan ve tül inceliğinde kabuktur: orda olduğunu bildiğin ama seni asla her daim 32diş gülümsetmeyen, sadece seni çok iyi tanıyanın gözlerindeki ışıltıdan anlayabileceği mutluluk.

Daha fazla uzatmadan en önemli noktaya dönersem; esnektir dedim ya kabuk, değişir şekli şemali zamanla... Esnektir dediğime bakma,gözyaşıdır onu esnek kılan.. Beslenmezse arada sırada yaşlardan, kurur küçülür kaskatı olur, seni içine hapseder adeta ve bir küçücük bir darbede çat diye kırılıverir.

İşte bu yüzdendir mutluluğun batması. Kurursa bu mutluluk kabuğu,acıtıverir, iğneler batırır ruhuna... ancak bu sadece çaresizliğindendir. umutsuzca bir kaç damla gözyaşıyla kurtarılmayı bekler...

Belki de bundandır içini çeke çeke ağlamak isteğin, ne dersin?

2 tane uğurböceği:

Çiçek Dürbünü dedi ki...

Şöyle de denebilir belki:

"To love is to suffer. To avoid suffering one must not love. But then one suffers from not loving. Therefore to love is to suffer, not to love is to suffer. To suffer is to suffer. To be happy is to love. To be happy then is to suffer. But suffering makes one unhappy. Therefore, to be unhappy one must love, or love to suffer, or suffer from too much happiness. I hope you're getting this down."

shine dedi ki...

hesse knows it all.