Hani bazı bağlar vardır kişiler arasında ne olursa olsun koparılamayan. İşte bu sözünü ettiğim bağlar ikiye ayrılır: 1. darbelerlegüçlenen, 2. darbelerle yıpranan. İşte yıprananlardan biriydi benimki belliki. Maddesini bilmediğim bir bağdı bu, hiçbir zaman anlamına bir ad takamadığım bir garip bağ. Pek bir zaman olmuş eskimişti biliyordum,ancak daha düne kadar darbelere hep göğüs germişti. Geçen günlerin birinde öyle bir şey olduki, düğümler çözüldü. İki insanı bağlayan bağ koptu somutluğunu yitirdi, maneviyatı dağıldı içime.
Bardağa dolu tarafından bakanlara: Günlerdir bağ kopuk, özgürüm bir bakıma. Annesinin kanatları altından çıkıp ilk defa özgürlüğünü yaşayacak bir kuş gibi korkuyorum ancak. Bir boşluğa adım atmış karanlık silüetleri kucaklıyor gibi adeta. Geceleri uyuyamamam da bundan mıdır dersiniz? Belki de özgür olmak bardağın boş tarafı demek daha doğrudur, ha?
Neyse kafaları daha fazla karıştırmadan benim karışık kafamdaki düşünceleri sıraya koyup söyleyince çıkan şeye bir bakalım. Gerçi ben yazmadım bunu bir şarkı bu ama, yazsam ancak bu kadar açık ifade edebilirdim sanırım.
What hurts the most
Was being so close
And having so much to say
And watching you walk away
And never knowing
What could have been
And not seeing that loving you
Is what I was tryin' to do
Rascal Flatts
Psikolojime daha fazla dayanabilir misiniz bilmiyorum. Ama blog yine eski tadını buluyor galba. Bu arada bana dayandığı için Burcucum'a kocaman kucaklar.
PS. şu şarkıyı bana öğreten kişi varya işte o... neyse.
2 Nisan 2010 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


1 tane uğurböceği:
???
Yorum Gönder